Çorum Ticaret ve Sanayi Odası 2022-2026döneminin son Meclis Toplantısı, Meclis Başkanımız Erol Karadaş başkanlığında gerçekleştirildi. Gündem maddelerinin görüşülüp kabul edilmesinin ardından, dilek ve temenniler kısmında Meclis Başkanımız Erol Karadaş söz alarak veda konuşması yaptı. Erol Karadaş’ın konuşması;
“Değerli Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Kıymetli Meclis Üyesi Arkadaşlarım, Değerli Oda Çalışanlarımız, Kıymetli Dostlarım; Bugün burada, Meclis Başkanı olarak sizlere son kez hitap ederken, benim için anlamı büyük olan bir dönemin sonuna gelmiş bulunuyorum. 2004 yılında kapısından içeri girdiğim Çorum Ticaret ve Sanayi Odası'nda, bir dönem Yönetim Kurulu Üyeliği ve ardından dört dönem Meclis Başkanlığı olmak üzere tam 22 yıl görev yapmanın onurunu yaşadım. Önümüzdeki dönem yeniden aday olmayacağım. Bu kıymetli görevi, seçimlerle birlikte yeni arkadaşlarımıza devredeceğim. İnanıyorum ki görev almak kadar, zamanı geldiğinde görevi bırakmasını bilmek de önemlidir. Değerli arkadaşlarım; 22 yıl boyunca bu kurumda pek çok çalışmaya, önemli kararlara ve kalıcı eserlere birlikte imza attık. Bugün üzerinde bulunduğumuz arazinin ve fuar alanının Odamıza kazandırılması, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığım Kenan Malatyalı Başkanımızın dönemine uzanmaktadır. O gün atılan adımlar, sonraki yıllarda gerçekleştirdiğimiz yatırımların temelini oluşturmuştur. Bu vesileyle Kenan Başkanımıza ve o dönemde emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Ardından Çetin Başaranhıncal Başkanımızla uzun yıllar birlikte çalışma imkânımız oldu. Bugün içinde bulunduğumuz bu çok amaçlı hizmet binası başta olmak üzere, Odamızın kurumsal gelişiminde, üyelerimize sunulan hizmetlerde ve Çorum iş dünyasına kazandırılan imkânlarda hep birlikte önemli mesafeler aldık. Elbette bu çalışmaların hiçbiri tek bir kişinin eseri değildir. Yönetim Kurulumuzun, Meclisimizin, komitelerimizin ve Oda çalışanlarımızın katkılarıyla, ortak akılla hareket ettik. Ancak burada bir hakkı da özellikle teslim etmek isterim. Dört dönem boyunca birlikte görev yaptığım Çetin Başkanımızın, Odamız ve Çorum için ne kadar büyük bir mesai harcadığının en yakın şahitlerinden biriyim. 1Yapılan işlerde hepimizin emeği vardır. Benim de vardır, yönetimimizin de, meclisimizin de. Ancak Çetin Başkan, bu çalışmaların hayata geçirilmesi, üyelerimizin sorunlarının çözülmesi ve şehrimizin gelişmesi için hepimizden daha fazla mesai harcamıştır. Ailesine ve özel hayatına ayıracağı zamandan fedakârlık ederek, gece gündüz demeden, kimi zaman Çorum'da, kimi zaman Ankara'da, kimi zaman da farklı şehirlerde üyelerimizin ve Çorum'un meselelerinin takipçisi olmuştur. Gerektiğinde maddi ve manevi sorumluluk üstlenmiş, hiçbir zaman elini taşın altına koymaktan çekinmemiştir. Bunu bir nezaket ifadesi olarak değil, uzun yıllar birlikte çalışmış ve bütün bu gayretlerine yakından şahit olmuş bir yol arkadaşı olarak, bir hakkı teslim etmek için söylüyorum. Elbette zaman zaman farklı düşündük, tartıştık. Ama hiçbir zaman şahsi meseleleri kurumun önüne koymadık. Çünkü bizim ortak paydamız her zaman Çorum oldu. Bugün kendisiyle birlikte görevlerimizi yeni arkadaşlarımıza bırakırken, Odamıza ve şehrimize verdiği emeklerden dolayı huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum. Kıymetli dostlarım; Bugün içerisinde bulunduğumuz bu hizmet binası, ortak akılla gerçekleştirilen çalışmalarımızın en somut örneklerinden biridir. Bu eserin ortaya çıkmasında geçmiş dönem yönetim ve meclis üyelerimizin, inşaat komitelerimizin ve Oda çalışanlarımızın büyük emeği vardır. Başta Genel Sekreterimiz Murat Zeybel'e, inşaat komitelerimizde bilgi ve tecrübesiyle her zaman yanımızda olan Turgut İlgü Bey'e ve emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün bu binanın salonlarında kongreler, konferanslar ve eğitimler düzenlenebilecek; ofislerinde üyelerimize hizmet verilebilecektir. Yeni dönemde bu imkânlardan yararlanılarak yeni projeler geliştirilmesini memnuniyetle karşılıyorum. Ancak zaman zaman ifade edilen “Biz inşaata ve betona yatırım yapmayacağız.” söylemini de hakkaniyetli bulmadığımı belirtmek isterim. Çünkü biz yalnızca bina yapmadık. Biz Çorum'un geleceğine, üyelerimizin ihtiyaçlarına ve Odamızın kurumsal kapasitesine yatırım yaptık.2Bugün bu imkânlardan yararlanılarak yeni projeler üretilebiliyorsa, geçmişte alınan kararların ve ortaya konulan emeğin de bunda payı olduğu unutulmamalıdır. Bizden öncekiler yaptı, biz üzerine koyduk. Bizden sonra gelecek arkadaşlarımız da daha iyisini yapmalıdır. Kurumsal devamlılık ve ortak akıl bunu gerektirir. Değerli arkadaşlarım; Yaklaşan seçimlerle birlikte yeni adaylar, yeni hedefler ve yeni projeler ortaya çıkıyor. Göreve talip olmak herkesin en doğal hakkıdır. Çorum'a hizmet etmek isteyen bütün arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Ancak son günlerde seçim süreciyle ilgili yapılan bazı açıklamaları da üzülerek takip ediyorum. Bunların içerisinde özellikle bir ifade var ki, üzerinde durmadan geçmeyi doğru bulmuyorum. Çorum Ticaret ve Sanayi Odamızda yıllarca görev yapmış insanlar için kullanılan “çöreklenme” ifadesinden söz ediyorum. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim: Bu kurumda görev yapan arkadaşlarımız, o makamlara kendiliğinden gelmediler. Üyelerimizin oylarıyla, meclisimizin iradesiyle seçildiler. Her biri kendi döneminde sorumluluk üstlendi, zaman ayırdı, emek verdi. Elbette yaptığımız işler eleştirilebilir. Eksiklerimiz ortaya konulabilir. Yanlışlarımız varsa bunlar da konuşulabilir. Ancak seçimle görev üstlenmiş insanları böylesine ağır bir ifadeyle nitelendirmek, yalnızca birkaç kişiyi değil, bu kurumda geçmişten bugüne görev yapmış bütün arkadaşlarımızı ve onları seçen üyelerimizin iradesini de ilgilendiren bir meseledir. Bir insanı eleştirmek için önce onun emeğini yok saymak gerekmez. Değişim istemek için de geçmişte hizmet edenleri itibarsızlaştırmaya ihtiyaç yoktur. Üstelik burada üzerinde düşünülmesi gereken bir başka husus daha vardır. Bugün geçmiş dönemleri eleştirenler arasında, bu Mecliste yıllarca görev yapmış, TOBB delegeliği üstlenmiş arkadaşlarımız da bulunmaktadır. Yine bugün aday olan arkadaşlarımız arasında geçmişte bizimle birlikte görev yapmış, aynı kurumun sorumluluğunu paylaşmış isimler vardır. 3 O hâlde şu soruyu sormak gerekir: Bu ifade kimleri kapsamaktadır? Yalnızca bugün görevde olanları mı, yoksa geçmişte aynı görevleri üstlenenleri de mi? Eğer mesele görevde geçirilen yıllarsa, bunun ölçüsü nedir? Eğer mesele yapılan işlerse, o zaman kişileri etiketlemek yerine yapılan işleri, alınan kararları ve ortaya çıkan sonuçları konuşmak gerekir. Ben 22 yıl boyunca bu kurumda görev yaptım. Bir dönem Yönetim Kurulu Üyeliği, dört dönem Meclis Başkanlığı yaptım. Bugün de kendi irademle yeniden aday olmayacağımı açıklıyor, görevimi yeni arkadaşlarımıza devretmeye hazırlanıyorum. Biz bu makamlara sahip olmadık. Bu makamların sorumluluğunu taşıdık. Bu görevler kimseye miras kalmadı. Kimseye de tapusuyla verilmedi. Hepimiz seçimle geldik, görevimizi yaptık ve zamanı geldiğinde yine seçimle devrediyoruz. Bize yöneltilecek her somut eleştiriye cevap verebiliriz. Hatalarımız varsa kabul ederiz. Ancak yılların emeğini tekbir küçümseyici ifadeye sığdırmayı kabul etmiyorum. Burada bir başka noktaya da değinmek istiyorum. Bugün başkanlığa aday olan arkadaşlarımız arasında, geçmiş dönemlerde birlikte çalıştığımız, aynı Mecliste görev yaptığımız arkadaşlarımızda bulunmaktadır. Bu arkadaşlarımızın geçmişte görev yapmış olmaları, bugün yeni projeler ortaya koymalarına engel değildir. Geçmişte görev almış olmak ,bir insanın geleceğe ilişkin fikir üretme hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak aynı şekilde, geçmişte alınan kararların ve yapılan çalışmaların sorumluluğu da yalnızca birkaç kişiye yüklenemez. Dün aynı masada oturanların, bugün o masada alınan kararları değerlendirirken kendi katkılarını ve sorumluluklarını da hatırlamaları gerekir. Yeni projeler üretmek başka, geçmişte birlikte yapılan çalışmaları bugün hiç yapılmamış gibi sunmak başkadır. Elbette herkes yeni fikirler ortaya koyabilir. Eksiklerimizi tamamlayabilir, bizim yaptığımızdan daha iyisini yapabilir. Hatta yapmalıdır. Ancak ortak alınan kararların başarısı da sorumluluğu da ortaktır. İnsan yalnızca bugün söylediklerinden değil, dün içerisinde bulunduğu kararlardan da sorumludur. 4Şunu unutmamak gerekir: Kurumların hafızası, kişilerin hafızasından daha uzundur. Geçmişte kimin hangi karara katkı verdiği, hangi sorumluluğu üstlendiği bu kurumun hafızasında yerini almıştır. Buradan bütün arkadaşlarımıza aynı çağrıyı yapıyorum: Eleştirelim, tartışalım, hesap soralım. Fakat bunu somut işler ve kararlar üzerinden yapalım. Geçmişte birlikte çalıştığımız insanlara da bugün göreve talip olan arkadaşlarımıza da aynı hakkaniyet ölçüsüyle yaklaşalım. Çünkü bir kurumun geçmişini tartışmak başka, o geçmişe emek vermiş insanların saygınlığını tartışma konusu yapmak başkadır. Bizden sonra gelecek arkadaşlarımızın daha iyisini yapmasını isterim. Ama yeni bir dönemin değeri, önceki döneme yöneltilen ağır sözlerle değil, ortaya koyacağı hizmetlerle ölçülmelidir. Yeni bir sayfa açmak için önceki sayfalarda yazılanları silmeye gerek yoktur. Ve son olarak şunu ifade etmek isterim: Makamlar geçicidir. Sözler de söylenip geçebilir. Ama kullanılan sözlerin muhatapları üzerinde bıraktığı iz ve o sözleri kullananların taşıdığı sorumluluk kalıcıdır. Herkesi bu sorumlulukla konuşmaya davet ediyorum. Değerli dostlarım; Bu 22 yıllık yolculukta yalnızca Odamızda değil, şehrimizin pek çok kurumuyla birlikte çalışma fırsatı buldum. Görev yaptığım dönemlerde birlikte çalıştığımız sayın valilerimize, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, siyasi parti temsilcilerimize, kamu kurumlarımızın yöneticilerine, üniversitemize, meslek odalarımıza, organize sanayi bölgelerimizin yöneticilerine, sivil toplum kuruluşlarımıza vebasın mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Çatı kuruluşumuz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne, TOBB Başkanımız Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu'na ve çalışma arkadaşlarına da destekleri için teşekkür ediyorum. Her zaman şuna inandım: Şehre hizmetin siyaseti olmaz. 5 Önemli olan kimin yaptığı değil, Çorum'un ne kazandığıdır. Kıymetli arkadaşlarım; 22 yıl boyunca birlikte çok şey yaşadık. Sevindik, üzüldük, tartıştık, zor kararlar aldık. Elbette eksiklerimiz ve hatalarımız da olmuştur. Ancak bugün bu kürsüden ayrılırken bir konuda vicdanım rahattır: Niyetimiz hiçbir zaman şahsi olmadı. Niyetimiz Çorum'du. Gayretimiz Çorum içindi. Bu vesileyle görev yaptığım bütün dönemlerde birlikte çalıştığım yönetim kurulu ve meclis üyelerimize, genel sekreterlerimize, Odamızın fedakâr çalışanlarına ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bizden önce bu kuruma hizmet etmiş bütün başkanlarımıza ve yöneticilerimize şükranlarımı sunuyor; ebediyete intikal etmiş olanları rahmet ve minnetle anıyorum. Dört dönem boyunca şahsıma Meclis Başkanlığı görevini layık gören, güvenen ve destek veren bütün meclis üyesi arkadaşlarıma ayrıca teşekkür ediyorum. Değerli dostlarım; Bugün bir görevi bırakıyorum ama Çorum'a olan sevgimi, bu şehre hizmet etme arzumu ve yıllar içerisinde kurduğumuz dostlukları bırakmıyorum. İnanıyorum ki yeni dönemde göreve gelecek arkadaşlarımız bu bayrağı daha ileriye taşıyacaklardır. Çünkü bu seçimlerde önemli olan kimin kazandığı değil, Çorum'un kazanmasıdır. Kazanan sanayicimiz, tüccarımız, girişimcimiz ve bu şehrin geleceği olsun. Sözlerimi tamamlarken şunu ifade etmek istiyorum: Makamlar gelir geçer. Başkanlar değişir. Meclisler değişir. Ama kurumlar kalır. İnsanın geride bıraktığı en kıymetli şey oturduğu koltuk değil; o koltuktan kalkarken bıraktığı eserler, dostluklar, güven ve itibardır. 2004 yılından bugüne kadar birlikte çalışma ve yol yürüme imkânı bulduğum bütün arkadaşlarıma, bu uzun yolculukta yanımda olan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Varsa istemeden kırdığım, üzdüğüm bir arkadaşım, hakkını helal etsin. 6Benim hakkım varsa herkese helal olsun. Yeni dönemin Odamıza, iş dünyamıza ve güzel Çorum'umuza hayırlı olmasını diliyorum. Çünkü makamlar emanettir. Asıl olan kurumdur. Asıl olan hizmettir. Asıl olan Çorum'dur. Hepinize sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun. Var olun. Hakkınızı helal edin.” dedi.
Karadaş’ın konuşmasının ardından Meclis Üyesi Ünal Kakaç söz alarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir konuşma gerçekleştirdi. Ünal Kakaç’ın konuşması;
“Değerli arkadaşlar,
29Ekim 1923 tarihinin hikâyesini anlamak için beş yıl öncesine gitmek gerek, hatta tam 30 Ekim 1918 gününe… Bu gün, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığı gündür. Başka bir deyişle, İngiliz işgalini başlatan ve topraklarımızın parçalanmasına ön ayak olan bir çöküş anlaşmasıdır.
Aslında Mustafa Kemal, o dönemde hissettiklerini Fahrettin Altay Paşa’ya, “30 Mondros Antlaşması sonrası çektiğimiz sıkıntıları bilirsin, sen de oradaydın.” der ve29 Ekim’in sırrını şu cümle ile açıklar: “Deyiniz ki tarihten silinmek istenen bir milletin ahıdır, öcüdür.”
Cumhuriyet’inilanından iki yıl sonra bu sırra tanık olan Altay Paşa, Mustafa Kemal’e, “Amabundan daha önce hiç söz etmemiştiniz…” diyecek olur. Atatürk’ün buna cevabı enaz kendisi kadar asil, onurlu ve karizmatiktir: “Övünmek olur, övünmek benimleberaber mefkûreye inananların, milletimizin, ordumuzun hakkıdır.”
Başka bir deyişle, 29 Ekim, zamanının Batılı devletlerine vurulan bir tokat niteliğini taşıyan, derin anlam içeren bir tarihtir ve özünde “Ben 30 Ekim’i tanımıyorum, sizden bir gün öndeyim, siz 29 Ekim’i tanıyacaksınız.” demesidir.
1923yılında Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte ülkemiz, yeni bir ulus-devlet kimliğiyle, egemenliğin tek bir kişide; bir monarşi, bir otokrasi ve bir tiran olmadığı yeni çağdaş bir yönetim şekliyle tanıştı.
Ulusal mücadele döneminde, 1920’de Büyük Millet Meclisinin açılışıyla temsilciler vasıtasıyla halkın yönetime katıldığı rejimin sadece adı konulmamıştı. 1923’teyeni rejimin adı da konularak, egemenliğin kayıtsız şartsız millete olduğu gerçek anlamda hukukî bir anayasal düzen kurulmuş oldu.
Unutmayalım ki Cumhuriyet’in sağladığı fırsat eşitliğiyle sonraki dönemlerde ülkemizin her yöresinden aydınlar, yetenekli sanatçılar, idareciler, bürokratlar ve devlet adamları çıktı. Toplum aydınlandı, liyakati, fırsat eşitliğini, kadın haklarını, medenî hukuku ve demokrasiyi biz Cumhuriyet sayesinde öğrendik. Yurttaş olmanın erdemini, çağdaş demokrasisinin, sivil toplumun ülkemiz için nedenli yaşamsal olduğunu Cumhuriyet sayesinde idrak ettik.
Yine unutmayalım ki tüm bunlar Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk sayesinde oldu .Onun engin dehası, ileri görüşlülüğü ve tüm üstün özelliklerinin şekillendirdiği vizyonu olmasaydı devrim niteliğindeki bu değişim gerçekleşmezdi.
Kendisinin son derece bilişsel alt yapısının oluşumunda siyaset felsefesinin ne denli önemli olduğunu Anıtkabir’de sergilenen ve büyük bir dikkatle okuduğu kitaplardan anlıyoruz.
Ancak asıl önemli olan; dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir şekilde zihninde oluşturduğu bu yapıyı, büyük bir kararlılıkla eyleme dönüştürebilmesi ve “En büyük eserimdir.” dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıdır.
Biz yurttaşlara ve yeni nesillere düşen görev ise kendi ifadesiyle “Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmaktır!”
Değerli arkadaşlar,
Rehberimiz,önderimiz, büyük devlet adamı, kusursuz bir siyaset bilimci, strateji ustası vebin yılın dehası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim en büyük eserimdir.”dediği Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.
Cumhuriyetimizinsonsuza dek yaşaması dileğiyle ve inancıyla bayramınızı tebrik ederim.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bizlere ve gelecek nesillerimize bu güzel Cumhuriyet’i armağan eden tüm şehit ve gazilerimize, millî mücadelenin isimsiz kahramanlarına, Cumhuriyet’e kan veren, can veren, hayat veren tüm vatanseverlere Allah’tan rahmet diliyorum.
Onbinlerce isimsiz kahramanın, on beşine varmadan toprağa düşen körpelerin,çıplak ayakları ve çatlamış nasırlı elleri ile cepheden cepheye koşan fedakâranaların bize emanet ettiği bu mübarek vatanımız, şanlı bayrağımız veecdadımızdan emanet olan bu Cumhuriyet, Allah’ın izni ve yüksek feraset sahibimilletimizin azim ve kararlılığı ile sonsuza dek yaşayacak; hainlerin, soyusopu bozukların, işbirlikçi sefillerin planları, gayretleri boşa çıkacaktır.
Bütünkalbimle buna inanıyorum.
Güvencemiz;
MustafaKemal Atatürk’ün:
“Benimnaçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebetpayidar kalacaktır.” sözüdür.
Busözü ona söyleten ilahî kudret elbette bu vatanı da sahipsiz bırakmayacaktır.
Güçlülider, zor zamanlarda ortaya çıkar, kendilerine biçilen misyonu yerine getirirve tarih sayfalarında altın harflerde yerlerini alırlar.
Umutsuzlukyok olmaktır!
Umuther zaman vardır ve bu inancımızı güçlü bir şekilde korumalı ve yaymalıyız.
TekrarCumhuriyet Bayramımız kutlu ve daim olsun.” dedi
Toplantısonrasında Meclis Başkanımız Erol Karadaş ve Yönetim Kurulu Başkanımız ÇetinBaşaranhıncal, meclis üyelerimiz ile veda yemeğinde bir araya geldi.