Çorum / Çorum Kent Rehberi

 
 
  • Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İstatistikleri
Prev Next

/ Çorum Kent Rehberi
Çorum Ulu Camii

Çorum Ulu Camii’nin ilk banisi III. Alaaddin Keykubat’ın azatlı kölelerinden Hayreddin’dir.Daha sonra camiyi yeniden yaptıran Sultan IV. Murad ikinci bani,1786 ve 1793 depremlerinde büyük hasar gören eserin tamirini tamamlayan Abdülfettah Bey ise üçüncü bani olmuştur.Ulu Cami’nin ilk mimarı belli değildir.Yukarıda da belirtildiği gibi Mimar Sinan Çorum Ulu Camii’ni III. Murad zamanında (1574-1588) yılları arasında onarılmıştır.

Çorum Ulu Camii 1509 yılında meydana gelen ve küçük kıyamet olarak adlandırılan depremde büyük hasara uğramış,1514 yılındaki depremde ise kubbesi çökmüştür. Evliya Çelebi “Evliya Çelebi ”Sultan Alaaddin Camii’ni Süleyman Han imar etmiştir ”açıklamasıyla, acaba bu depremlerden sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan bir tamir mi kastetmektedir? Bu konuda herhangi bir bilgi yoktur.Ancak , yukarıda da belirttiğimiz gibi şadırvana bu dönemde su getirilmesi camide de bir onarımın olduğunun delili sayılabilir.Ayrıca,bahsedilen depremlerde çok büyük hasar gören camiin III. Murad dönemine kadar bu şekilde kaldığını söylemek de mümkün değildir.Mimar Sinan Çorum Ulu Camii’ni III. Murad zamanında (1574-1588) yılları arasında onarmıştır.



Evliya Çelebi bu onarımı “Çarşı içinde Mimar Sinan Ağakari(yapısı) olup cemaati çoktur” şeklinde belirtmektedir. Mimar Sinan’ın Ulu Cami’yi dokuz eş kubbe ile örttüğü görüşünü destekleyen veya teyit eden herhangi bir iz ve kayıt olmadığından camiin özgün yapısının içerde ahşap sütun sıralarıyla desteklenen düz toprak damlı olduğu ve Sinan’ın camiyi bu özgün biçimini koruyarak tamir ettiği ileri sürülmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi,1892 yılına ait Çorum haritasındaki bu camiye ait plan ve cephe çiziminde kuzeydoğu köşedeki oda ile kuzeybatı köşedeki minarenin simetrik olarak yerleştirilişi Mimar Sinan’ın tamirinde yapılan bir uygulama olması kuvvetle muhtemeldir. IV.Murad‘ın Erivan Seferi’ne giderken Çorum’un Bağzık Köyü’nde konakladığında bu camiyi tamir ettirerek etrafına medreseler ve akarat yaptırdığı belirtilmektedir.Bu tamirden sonra Çorum Ulu Camii evkaf kayıtlarına ve sicillere Sultan Murad-ı Rabi Camii şeklinde geçmiştir.



Ulu Cami 1786 ve 1793 yıllarındaki depremlerde de büyük hasar görmüş ve içerisinde namaz kılınamayacak bir duruma gelmiştir.Bu depremlerden sonra sekiz yıl süreyle harap kalan caminin tamir edilmesi için Çorum halkı, Bozok ve Çankırı sancakları mutasarrıfı Çapanoğlu Abdülcabbarzade Süleyman Bey’den yardım istemiştir. Çorum halkının bu isteğini olumlu karşılayan Abdülcabbarzade Camii’nin “eskisi gibi dokuz kubbeli olarak” tamirini başlatmıştır. Ancak tamirler devam ederken vefat etmesi nedeniyle, oğlu Abdülfettah Bey tarafından caminin günümüze ulaşan ahşap orta tek büyük kubbesi yapılıp,son cemaat mahalli de tek katlı ve camekanlı olarak ilave dildikten sonra camii’nin tamiri 1225/1810 yılında tamamlanmıştır. Ayrıca, bu tamirden sonra camiye ücretleri Abdülcabbarzade Süleyman Bey ve oğlu Abdülfettah bin Süleyman bin Ahmet paşa Vakfı’nda ödenmek üzere kayyum, ferraş ve vaiz gibi görevliler atanmıştır. Abdülcabbarzade Süleyman Bey’in başlatıp, oğlu Abdülfettah Bey’in tamamlattırdığı bu tamirin tarihi son cemaat yerinde mahfile açılan camekanın üstündeki Arap harfleriyle İhlas Suresi’in yazılı olduğu kitabe ile belirtilmiştir. Ayrıca bu tarihten sonra Çorum Ulucamii’nin, 26 Zilkade 1253/22 Şubat 1838 tarihli bir belgedeki bilgilerden,”Çorum kasabasında Müderris Abdülfettah Efendi binası Cami-i Kebir” olarak da anılmaya başladığı ve kayıtlara da bu şekilde geçtiği anlaşılmaktadır. Nitekim,Çorum Fihristi ‘ndeki bir kayıtta “Çorum kazası derununda Cami-i Kebir demekle maruf Abdülfettah Bey Camii Şerifi” olarak geçmektedir.




Cami cemaatinin fazla olması, insanların soğuk ve yağışlı havalarda dışarıda kaldığı gibi nedenlerle son cemaat mahallinin yeniden yapılması için dönemin Çorum kadısı ve eşrafının izin talebi üzerine, binanın asli şeklini korumak şartıyla ilave kısmın yapılmasına müsaade edilmiştir.Mutasarrıf Celal Bey zamanında masrafın tamamı vakıflar ve halkın katkılarında karşılanarak, Abdulmuttalib adlı bir usta tarafından son cemaat mahallinin inşasının tamamlandığı,ayrıca doğudaki minarenin de bu dönemde 1911 yılında yapıldığı belirtimliktedir.Son cemaat yerinin Zilhicce 1329 / Kasım 1911 tarihli inşa kitabesi son cemaat yerinden açılan taç kapının üstündedir.Ulu Cami’nin çatısı,beden duvarlarının kesme taştan kaplama bozuk taşları ve minare şereflerinin korkuluk taşları değiştirilmek suretiyle 1982 yılında Vakıflarca Genel Müdürlüğü’nce ettirilmiştir.Ayrıca şadırvanın tamiri ise 1990 yılında tamamlanmıştır.Hurufat defterlerindeki Rebiyülevvel 1198/Ocak 1784 tarihli bir kayıttaki bilgilerden Çorum Camii’nin Sultan Alaaddin’in azatlı kölelerinde Hayreddin tarafından yaptırdığı anlaşılmaktadır. Daha sonraki araştırmalarda da Çorum Ulu Camii’nin ilk inşasının 13.yüzyılın sonlarında ve III. Alaadin Keykubat’ın döneminde onun azatlı kölelerinden Hayreddin tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Ancak,yukarıda da belirttiğimiz gibi Ulucami günümüze büyük tamirler geçirerek ulaşmıştır. Dolayısıyla cami bugünkü şeklini 1810 ve 1911 yılındaki tamirlerde almıştır.

Ulu Cami’nin pek çok ve çeşitli vakıfları bulunmaktaydı. Güpür Hacı Mehmed Ulu Cami’nin doğusunda yer alan çifte hamamı “müceddeden bina” ettirerek gelirlerini bu camiye vakfetmiştir.Hurufat defterlerindeki Şaban 1192/Ağustos 1778 tarihli bir kayıtta,Hacı Mustafa Efendi adlı bir kişinin Cami-i Kebir’de Perşembe ve Cuma günlerinde ikindi namazından sonra Kur’an okuyacak olan cüzhanlarla ödenmek üzere iki adet dükkanın kira gelirlerini vakfettiği belirtilmektedir.

Çorum Fihristi’nde Ulu Cami ile ilgili olarak “Çorum’da cennetmekan Sultan Murad Han Hazretleri Camii vakfı” “Çorum’da Sultan Alaaddin utekasından Hayreddin vakfı” “Çorum’da Murad-ı Rabi Camii Mukabele Vakfı” ve “Çorum’da Büyük Cami şem’iyyesi vakfı” şeklinde geçen çeşitli vakıf kayıtları bulunmaktadır. Ayrıca aynı fihriste,Ulu Cami’nin tamir ve termimi için Nuriye Gündik’in ev ve iki tarlasını vakfettiği, Raşide Karagöz’ün bu camide her seher vaktinde Kur’an-ı Kerim okunması için bir ev vakfettiği, Ömer Saydan ve karısı Dudu Saydam ile Ahmed oğlu Şükrü Kaşer’in Ulu Cami’nin su yollarının tamiri ve seher mukabelesi okunması için bir yaptırıp vakfettiği kayıtlıdır.

Çorum Ulu Camii 1306 yılına ait ahşap minberi, ortası on iki ahşap sütununa binen baldaken şeklinde bağdadi kubbe ile örtülü harimi, çift katlı son cemaat yeri ve iki minaresiyle Çorum’daki camilerin en önemlisidir. Ayrıca Ulu Cami günümüze ulaşamayan haziresi ve avlunun kuzeyindeki medrese odalarıyla Çorum’da hazireli ve avlusunda medrese hücreleri bulunan Abdülbaki Paşa ve Gülabi Bey gibi camilerin üçüncü örneği oluşturmaktadır.