Hizmetlerimiz / TİCARET SİCİL İŞLEMLERİ

 
 
  • Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İstatistikleri
Prev Next

/ TİCARET SİCİL İŞLEMLERİ
İHYA DAVALARI VE EK TASFİYE HAKKINDA

İHYA DAVALARI VE EK TASFİYE HAKKINDA

                                                                İHYA DAVASI HAKKINDA                                                          

 

Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun'un 38'inci maddesi ile "geçici madde 7" eklenmiş olup, söz konusu madde ile münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler (AŞ ve LŞ) ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsama alınan anonim ve limited şirketler ile kooperaitiflerin sicil kayıtları ticaret sicili müdürlüklerince gerekli ihtar ve ilanlar yapılmak suretiyle terkin edilmiştir. 

Geçici 7.madde hükmünce sicilden terkini yapılan sermaye şirketleri ile kooperatiflerin üzerlerinde herhangi bir malvarlığının olduğunun sonradan anlaşılması veya ilgili şirket veya kooperatifin faaliyetine kaldığı yerden devam etmek istemesi durumlarında şirketin ilgilileri ( ortakları-yetkilileri ) veya alacaklıları tarafından, şirketin yeniden canlanlandırılması, ölmüş şirketin diriltilmesi anlamlarında da gelen "ihya" yoluna gidilmesi, yani şirketin kayıtlı bulunduğu yer asliye ticaret mahkemelerinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde de asliye hukuk mahkemelerinde ihya davası açmak gerekmektedir.

Burada şu hususu belirtmek gerekmektedir.Geçici 7.madde hükmünce sicilden terkin edilen her şirket veya kooperatif ihya davası açarak faaliyetine kaldığı yerden devam edemez. Sadece kalan malvarlığını tasfiye etmek amacıyla ihya talep edebilir. Ancak;  vergi kaydı devam eden şirketlerden olup da faal konumda olan şirketler ise dava dilekçelerinde faal olduklarını gerekçe göstererek ihya talep etmelidirler. Bu şekilde yapılan ihya kalıcı bir ihya olacak ve şirket ticaret siciline yeniden tescil edilerek ticari hayatına devam edebilecektir. 

Herhangi bir şirket veya kooperatif hakkında ihya davası açılabilmesi için o şirket veya kooperatifin sicil kaydının geçici 7.madde uyarınca silinmesi zarureti yoktur. Şirket veya kooperatifin kaydı geçici 7.madde yürürlüğe girmeden önce veya sonra normal tasfiye yollarını tamamlayarak sicilden terkin edilmiş bile olsa, üzerinde herhangi bir malvarlığının olduğunun anlaşılması üzerine ihya davası yoluna gidilebilir.

Ayrıca herhangi bir şirket veya kooperatif hangi kapsamda sicilden terkin edilmiş olursa olsun üzerinde herhangi bir malvarlığı kaydı olmasa bile iş davalarına konu olduğunda özelikle tespit davalarında mahkeme o şirket veya kooperaitifn önce ihya edilmesini istemekte böyle olunca da davacı taraf iş davasında kazanan taraf olabilmek için iş mahkemesinden şirket veya kooperatifin ihyası davası için süre istemekte, verilen bu süre içinde iş davası durdurulup araya ihya davası alınmaktadır. 

Yani iş davası devam ederken tespit davasında davalı konumda bulunan şirket veya kooperatifin ihyası davası açılmaktadır. İhya davasının açılıp şirket veya kooperatifin ihyasının yani yeniden canlandırılıp ticaret siciline tescilinin yapılmasından sonra da iş davasına devam edilmektedir.                                                                                                              

 

               İHYA DAVASINDA TARAFLAR VE İHYA DAVASI İLE İLGİLİ BAZI BİLGİLER

1)   Bir  şirket veya kooperatifin ihyası davasında davacı taraf; şirket ortaklarından herhangi biri, şirket veya kooperatifin en son yetkilileri,  o şirkette veya kooperatifte daha önce çalışmış bulunan herhangi bir işçi, şirket veya kooperatiften alacağı bulunan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi alacaklı  ile şirket veya kooperatifin tasfiye memuru veya tasfiye kurulu olabilir.

2)  İhya davalarında davalı  taraf ise;  şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye  kurulu ile  yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Çorum İli sınırları içinde açılacak ihya davalarında ( ALACA, SUNGURLU ve BOĞAZKALE ilçeleri hariç )   müdürlüğümüz yani Çorum Ticaret Sicili Müdürlüğü’dür.  ( Adresi: “Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Gazi Caddesi No:18 19200 Merkez / ÇORUM. “ adresidir. )

3)  Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında mecburi davalı konumunda olduğundan ihya davası açılırken dava dilekçesinde ticaret sicili müdürlüklerinden yargılama giderleri ile vekalet ücreti talep edilmemelidir.  

4)  Yargıtay uygulamalarında da durum yukarıda izah ettiğimiz gibi olup konu ile ilgili Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2005/13309 E.2007/837 K. sayılı kararı mevcuttur. İlgili Yargıtay kararında; ticaret sicili müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle  yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının  usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiş bulunmaktadır.     Daha önceden  müdürlüğümüzün davalı olarak gösterildiği ihya davaları ile ilgili verilen kararlarda da yargıtay kararı doğrultusunda kararlar verilmiş durumdadır.      Örneğin; Müdürlüğümüzün  davalı durumunda olduğu Çorum 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/121 Esas , 10.12.2009 tarih ve 2009/385 karar sayılı ilamında da müdürlüğümüzün yasal hasım konumunda olması nedeniyle müdürlüğümüze yargılama giderleri ve vekalet ücreti yükletilmemiştir.      Ayrıca müdürlüğümüze vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yükletildiği aleyhimize olan ihya davalarının müdürlüğümüzce temyizi neticesinde de Yargıtay tarafından lehimize karar verilmektedir.   Örneğin; Yine Müdürlüğümüzün  davalı durumunda olduğu Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010 / 28 Esas, 20.07.2010 tarih ve 2010/91 karar sayılı ilamında müdürlüğümüze vekalet ücreti yükletilmiştir. Ancak kararın tarafımıza tebliğinden sonra kararı temyiz etmemiz üzerine yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararı müdürlüğümüz lehine düzelterek onamıştır. Bu nedenle ihya davalarının uzamaması için yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ticaret sicili müdürlüklerinden talep edilmemesi yargılama giderlerinin davacı tarafından karşılanması veya ticaret sicili müdürlüğü dışındaki davalılardan talep edilmesi yerinde olacaktır. Talep halinde müdürlüğümüz örnek dava dilekçesi ile mahkemelerce verilmiş karar örneklerini ilgililere temin etmektedir. İhya davası açılmasından önce müdürlüğüz ile irtibata geçilerek konu ile ilgili ayrıntılı bilgi alınması uygun olacaktır.

5) İhya davası sonunda şirketin ticaret siciline yeniden tescile karar verilmesi yani ihya edilmesi durumunda ilgili mahkeme kararı ile birlikte ticaret sicili müdürlüğüne müracaat edilerek şirketin veya kooperatifin ortakları, yetkilileri veya dava sonucunda şirkete tasfiye memuru atanmış ise  tasfiye memuru ya da davacı veya davacı vekili  tarafından şirket yeniden ticaret siciline tescil ettirmelidir.

 

                                            EK TASFİYE

Ek tasfiye kavramı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen ve yukarıda izah etmiş bulunduğumuz ihya ile benzerlik gösteren hatta ihyanın kanuna dökülmüş hali de diyebileceğimiz bir kurumdur. Ek tasfiye, kanunun 547. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. İlgili kanun maddesi gerekçesi ile birlikte aşağıya çıkarılmıştır.

 

 Ek tasfiye

MADDE 547- (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.

(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.

GEREKÇE/Madde 547 - Madde, 6762 sayılı Kanunda bulunmayan, fakat uygulamanın ihtiyaçları nedeniyle öğreti ile yargı tarafından benimsenen ve uygulanan bir hukukî kurumu düzenlemektedir. Ek tasfiye, tasfiye işlemleri tamamlanıp tasfiyenin bitirilmiş olmasına rağmen, daha sonra başkaca tasfiye önlemleri alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde başvurulan geçici bir tedbirdir. Bu yeni düzenlemenin esasları şu şekilde sıralanabilir:
Birinci fıkra: Ek tasfiye kararı geçici bir tedbir kararıdır. Ek tasfiye ile yeni bir hukuki durum meydana getirilmemekte, alınması ihmâl edilmiş tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. Yapılması ihmâl edilmiş tasfiye işlemlerinin yapılmasını takiben, şirket yine sona erdirilecektir.
(1) Ek tasfiye sadece tasfiyenin kapanmış olmasına rağmen halen alınması zorunlu ek tedbirlere gereksinim duyulması halinde söz konusu olabilir. Zorunluluk yoksa ek tasfiyeye gidilemez. Bu hüküm bağlamında şirketin yeniden sicile kaydedilmesini ve ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlar özellikle şunlar olabilir:
a) Şirkete ait bazı aktifler, dağıtım sırasında dikkate alınmamaları nedeniyle, dağıtım dışında kalmışlarsa; (bu malvarlığı unsuru bilinmekle beraber unutulmuş olabileceği gibi, sonradan bir malvarlığı unsuru da olabilir).
b) Anlaşmazlık konusu olan ve bu nedenle tasfiyeye ilişkin özel hüküm gereği tevdi edilmiş veya güvenceye bağlanmış bir borç, şirket lehine çözülmüşse ve söz konusu borçların karşılıkları boşta kalmışsa,
c) Malvarlığının dağıtımı esnasında ilgili kanunî hükümlere uyulmamışsa,
d) Pay sahiplerince haksız olarak alınmış olan tasfiye payları için geri verme davasının açılması gerekiyorsa,
e) Organlara karşı sorumluluk davası açılacaksa,
f) Şirket tarafından yapılması ve web sitesine konulması gerekli olan açıklamalar ve şirket tarafından kabul edilmesi zorunluluğu bulunan işlemler varsa,
g) Şirketin yararına sonuç doğuracak bir davanın açılması, şirketin bir davada davalı olarak bulunması veya aleyhine icra takibi yapılması söz konusu ise.
(2) Yeniden tescil isteğinde bulunulabilmesi ve ek tasfiye yapılabilmesi, üç ana şartın gerçekleşmesine bağlıdır: Bu şartlar yukarıda örnek olarak verilen hallerde aranır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.
a) Yeniden tescil isteği korunmaya değer bir menfaate dayanmalıdır (menfaat şartı). Korunmaya değer menfaatin varlığı inandırıcı delillerle açıklanmalıdır. İstemin ve ilgili delillerin inandırıcı olmaları yeterlidir. İspat şart değildir.
b) Yeniden tescil isteği amaca ulaşmada kullanılabilecek tek yol olmalıdır (amaca ulaşma şartı). Bu nedenle amacın gerçekleştirilmesinin bir başka yolu varsa ve örneğin alacağın bir başka şekilde elde edilmesi imkânı bulunuyorsa yeniden tescil isteğinde bulunulamaz.
c) Sicil memurunun şirketi sicilden silme kararına karşı; bir alacağın veya aktifin varlığı kanaat doğuracak bir şekilde belgelendirilerek, silme kararının iptali dava olunmalıdır.
(3) Ek tasfiye, tasfiyenin gayesinde herhangi bir değişikliğe yol açmaz. Şirket yine tasfiye şirketidir ve şirket organları tasfiye gayesi çerçevesinde işlem yapmak zorundadır.
(4) Ek tasfiyeyi talep edebilecek kişiler sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar, tasfiye memurları, son yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri ve şirket alacaklılarıdır. Ticaret sicil memurunun talepte bulunma yetkisi yoktur. O sadece ilgilileri talepte bulunmaya zorlayabilir.
(5) Ek tasfiye, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeden talep edilir.
(6) Ek tasfiye, şirketin sicile yeniden tescilini talep etmeye yöneliktir.
İkinci fıkra: Mahkeme davada, talebin doğruluğunu inceledikten sonra, olumlu sonuca varırsa şirketin yeniden tesciline karar verir. Mahkeme gösterilen delilleri inandırıcı bulmazsa, yeniden tescil talebini reddeder. Davanın reddine karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
(1) Ek tasfiye kararının tescili bildiricidir. Zira, eksik kalan işlemler nedeniyle gerçekte tasfiye sona ermemiştir. Tescil üzerine şirket, tüzel kişiliğini yeniden kazanır ve organlar yeniden çalışmaya başlarlar. Ancak, bu durum şirketin sona ermiş olduğu gerçeğini değiştirmez. Şirket yine tasfiye şirketidir.
(2) Ek tasfiye halinde yeniden alacaklılara çağrı yapılmasına ve bloke yılına gerek yoktur.
(3) Ek tasfiye tamamlandıktan sonra, yeni bir kapanış bildirimi, tescil ve defterlerin korumaya alınması işlemlerine ihtiyaç vardır.
(4) Ek tasfiye başlatıldığında tasfiye memurları yeniden atanmalıdır. Zira, önceki tasfiye memurlarının görevi sona ermiştir. Bu nedenle, mahkeme şirketin tescilini takiben tekrar son tasfiye memurlarını veya yeni kişi veya kişileri tasfiye memuru olarak atar. Davacı amaca uygun şekilde önceden şahsî bir öneri de sunabilir. Mahkemenin belirlediği tasfiye memuruna karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
(5) Atanan kişi ticaret siciline tescil ve ilân ettirilmelidir. Tescil, yeniden atanan tasfiye memurları tarafından gerçekleştirilir.
(6) Ek tasfiyeye ilişkin prosedür emredicidir. Bu usulden sözleşme hükümleri ve genel kurul kararlarıyla ayrılmak caiz değildir.

                     EK TASFİYE İLE İLGİLİ TİCARET SİCİLİ YÖNETMELİĞİ HÜKÜMLERİ

Ek tasfiye

MADDE 89- (1) Daha önce sicilden kaydı silinmiş olan bir şirketin, mahkemece Kanunun 547 nci maddesine göre ek tasfiye sürecine girmesine karar verilmesi halinde aşağıdaki olgular tescil edilir:
a) Şirketin ek tasfiyeye girmesine ilişkin kararı veren mahkeme ile kararın tarihi ve sayısı.
b) Şirketin ek tasfiye halinde olduğu.
c) Şirketin unvanına “Tasfiye halinde” ibaresi eklenmek suretiyle yeniden tescil edilmiş bulunduğu.
ç) Ek tasfiye ile görevlendirilen tasfiye memurlarının adı ve soyadı, kimlik numarası ve yerleşim yeri.
d) Ek tasfiye işlemlerinin yürütüleceği adres.
(2) Ek tasfiyenin tescili üzerine şirket, tüzel kişiliğini yeniden kazanır ve organlar kendiliğinden çalışmaya başlar. Bu durumun ayrıca tesciline gerek yoktur.
 
  •                                                                                                                              OSMAN AKCA 
  •                                                                                                                Çorum Ticaret Sicili Müdürü
  •  
 
                                           
 

ŞİRKETİN İHYASI İLE İLGİLİ İÇTİHAT
ŞİRKETİN İHYASI İLE İLGİLİ İÇTİHAT
İHYA DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
İHYA DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI